GERİCİLİKLE MÜZAKERE EDİLMEZ, MÜCADELE EDİLİR

0
294

GERİCİLİKLE MÜZAKERE EDİLMEZ, MÜCADELE EDİLİR!”

 

Bursa Barosu ve Çağdaş Gazeteciler Derneği Bursa Şubesi’nin ortaklaşa düzenlediği “Yaşananlar Boşuna Değil-Çağdaş Söyleşiler”in konuğu Sosyolog, Gazeteci-Yazar Enver Aysever oldu. Bursa Barosu BAOB Hizmet Birimi’nde gerçekleştirilen söyleşide Aysever, Türkiye’de gazetecilik-siyaset ilişkisi, edebiyat, sosyal medya ve toplumsal olaylar üzerine görüşlerini açıkladı.

Bursa Barosu Başkanı Av. Gürkan Altun, ÇGD Bursa Şubesi Başkanı Rabia Deniz ile avukat, gazeteci ve vatandaşların izlediği söyleşiyi Gazeteci Onur Fidansoy yönetti.

Enver Aysever, televizyondaki ilk programının, İslamcılarla solcuları uzlaştırma çabalarının arttığı bir döneme denk geldiğini, ilk konuklarının da solcular adına Ertuğrul Günay, İslamcılar adına da Mehmet Bekaroğlu’nu davet ettiğini hatırlattı. Aysever “O kadar başarılı oldum ki, Ertuğrul Bey AKP’den bakan oldu, Mehmet Bekaroğlu da CHP’de genel başkan yardımcısı oldu. Hayaldi gerçek oldu! Tarihsel rollerimden biri bu idi” diyerek ironi yaptı.

“BİZİM MESLEKTE KOVULMAK NEGATİF ÖLÇÜ DEĞİL”

“Sorusunu esirgemeyen adam” olarak anılmaya başlandığını, “Aykırı Sorular” programında konuşulanların halen daha sosyal medyada dolaşımda olmasının hoşuna gittiğini ifade eden Aysever, “Çalıştığım tüm kanallardan periyodik aralıklarla kovuldum. CNN’den kovulurken genel müdür arkadaşım mesaj attı. Upuzun ve övgüler dolu bir mesaj. Herhalde bu sene bana Ahmet Hakan’a verdikleri parayı bana da verecekler diye düşünürken, sana teşekkür ediyoruz diyerek işime son verdiler” dedi.

Aysever şöyle konuştu:

“Bugün Türkiye’de itirazını dile getirebilmek, hele bir sosyalist olarak ideolojik bir zeminde söyleyebilmek önemli. Bunu yapma olanağını bulanlardan biriyim. Çok arkadaşımız işsiz, yapamıyor. Biz de pek işli sayılmayız. İşimiz var da o işlerle geçiniyor sayılmayız. Bu anlamda halimden şikayetçi değilim. Şikayet etmek kültüründen hoşlanmadığım gibi o kadar büyük bedeller ödemiş meslektaşlarımız var ki, hapisler, zindanlar, ölümler var. Ben nihayetinde birkaç hapis cezasına çarptırılmış ama bunları yatmamış durumdayım. Süren davalarım var. Bizim meslekte kovulmanın negatif bir ölçü olmadığını biliyorum. CNN ekranında olmak kovulmaktan daha ürkütücü bir durum olabilir diye düşünüyorum.”

“SORU SORAN GAZETECİ OLMAK BİR TERCİH”

Sorularında son derece ölçülü bir dil kullandığını belirten Enver Aysever “Bir gün önce Ayşe Arman’a 4 tane sevgilisi olduğunu söyleyen Ali Ağaoğlu’na, ‘bu kızlar çok yakışıklı olduğunuz için mi sizinle beraber oluyor, yoksa paranızla mı beraber oluyorlar?’ diye sormam, sokak ağzı değil, gerçekçi bir soru. Mesela, Maslak 1453 Projesi, CHP iktidarda olsaydı Maslak 1923 olur muydu? Soru böyle sorulur. Öteki türlü sormak palavradır. Sayın bilmem ne iyi misiniz filan! Bunu ben yapamam. Üslubumun iyi bir üslup olduğunu düşünüyorum. Lümpen bir üslup değil, tam tersine entelektüel bir üslup kullandım. Ayrıca entelektüel dili hızlı düşünerek kullanmak gerekir. Karşınızdaki insanın düşünmeye zamanı olmadığı için bilinçaltını açığa çıkarıyor. Mesela bana yayından önce hep ne soracağımı sorarlar, bilmiyorum derim. Çünkü ben hiçbir yayına elimde soruyla çıkmadım. Ben kendi silahıma güvenerek çıkıyorum. Samimiyetime, etik değerlerime, entelektüel varlığıma güveniyorum. Huysuz Virjin ya da Bülent Arınç konuğunuz olduğu zaman, toplumsal karşılığı nedir onu bileceksiniz. Geçmişte ne yaptığını, ne ettiğini bileceksiniz ki soru sorabilesiniz. ‘Sevdiklerini koruyorsun, sevmediklerine saldırgan davranıyorsun’ diyorlar. Bu doğru. Sevdiklerim iyi insanlar, sevmediklerimin iyiliklerinden kuşkuluyum. İyi insanda ölçü şu: Ağaca, tohuma, toprağa, insana ihanet etmiş mi? Hukuka bağlı kalıp kalmamış mı? Yoksa iktidarın değirmenine su mu taşıyor?” diye konuştu.

“Soru soran gazeteci olmak bir tercih” diyen Enver Aysever, şöyle devam etti:

“KÜFÜRLEŞTİĞİM BİRİNİN ELİNİ SIKMAM”

“Soru sormayı işinizin bir parçası olarak bileceksiniz. Bunu tercih etmiyorsanız, zaten rezillik. Bu mesleği yapmamanız lazım. Tek başına yetmez. Soru sorabilen olmak gerekir. Niyetiniz soru sormaktır da kültürünüz, diliniz, cesaretiniz, etik değerleriniz buna yetmeyebilir. Türkiye’de ekranda soru soramayan gazetecilerin önemli bir kısmı, yeteneği, merakı olmadığı için soramıyor. Hayatında soru sormamış ki orada sorsun! Pek çok şaşaalı, milletin bayıldığı gazeteci, prompteri kaldırın önünden, kendi adı dışında bir şey söyleyemez. Soramamanın iki ayağı var. Sormak isteyip soramayanlar, bir de iktidar yalakası olanlar var.”

Halk TV’de yaptığı program karşılığında aldığı ücretin kendisini zengin etmeyeceğini, Cumhuriyet Gazetesi’nden de yazılarına karşılık 2 bin lira telif aldığını söyleyen Aysever “Gazeteci olmasam param pulum olurdu. Sürekli kovulmaktan arsız hale gelmişiz. İkiyüzlülüğü sevmem. Küfürleştiğim biriyle karşılaştığımda elini sıkmam. Mesela Tayyip Bey’in olduğu yerde piyano çalmam. Temel Karamollaoğlu ile el sıkışmam. Benim için Sivas’ın belediye başkanıdır. Orada canlar yanmış. Ömrümün sonuna kadar yapmam, yapmamam. Şirin Babaymış! Ben Şirin Baba filan görmüyorum. Ben başka şey görüyorum.

“ATATÜRK TACİRLERİNDEN DE KORKARIM”

İstanbul’da önceki gün yaşanan deprem. İyi ki oluyor. Herkesin aklı başına geliyor. Deprem öldürmez, yobazlık öldürür. Yobazlarla aynı ülkede yaşıyorsak bizim günahımız onları eğitememek. Onlarla mücadele edememek. Depremde kimin öleceği belli değil. Bu adamlarla neyi konuşacaksın ki? Gericilikle müzakere edilmez, mücadele edilir! Çok net… Dolayısıyla sosyalist, az olmaktan korkmaz.

Ben Atatürk tacirlerinden de hoşlanmıyorum. ‘Atam sen kalk ben yatam!’ Tek madde, ikinci madde yok. Antiemperyalizm, antikapitalizm nerde? Örgütlü toplum, hukukun üstünlüğü nerde? Sen TÜSİAD üyesisin ama Atatürk’ü çok seviyorsun. Öyle sevmek kolay. İşçiyi sömür… İşçinin Atatürk’ü ile TÜSİAD’çının Atatürk’ü farklı olmalı. O yüzden kültürel olarak yoksul insanın İslamı ile yukarıdakinin İslam’ı farklı… Tanrıları farklı bir kere. İşçinin tanrısı ile patronun tanrısı aynı değil. İşçinin tanrısına belli oranda saygı duyarım. Çünkü o insanı ayakta tutar. Ama öteki pazarlıyor, sömürüyor. Ötekinin Atatürk’ü de tehlikeli. Pazarlıyor, azgın bir milliyetçiliğe dönüştürüyor. Antikapitalist değilsen, ki bence bu yüzyılda olmalısın. Antiemperyalist değilsen, faydalanmacı değilsen, Atatürk’ün neyini seviyorsun onu da konuşalım. Bunları birisinin söylemesi lazım. Bana da bir miktar köyün deliliği düşüyor. Rahatsız mıyım? Değilim… Bunları söylemek insana huzur da veriyor. İdare-i maslahatçılık toplumları intihara götürür” dedi.

Söyleşi sonunda Bursa Barosu Başkanı Av. Gürkan Altun ve Çağdaş Gazeteciler Derneği Bursa Şubesi Başkanı Rabia Deniz, Aysever’e plaket verdi. Aysever, söyleşi sonunda dinleyicilere kitaplarını imzaladı.

 

 

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here