Araştırmacı Yazar Hayati İnanç, Dünya Öğrencileriyle Buluştu

0
232

Araştırmacı Yazar-Avukat Hayati İnanç, Osmangazi Belediyesi tarafından düzenlenen “Gençlerle Baş Başa” konulu konferansta dünyanın farklı ülkelerinden gelen liseli öğrencilerle buluştu.

 

Uluslararası Murad Hüdavendigar Anadolu İmam Hatip Lisesi’nde düzenlenen “Gençlerle Baş Başa” programlarının bu ayki konuğu Araştırmacı Yazar Hayati İnanç oldu. Dünyanın farklı coğrafyalarından gelen öğrencilerin büyük ilgi gösterdiği konferansta Hayati İnanç, divan edebiyatından örnekler verirken, Türkçe’nin bin yıllık geçmişine vurgu yaptı.

Divan edebiyatından beyitler okuyarak açıklamasını yapan İnanç, öğrencilere hayata dair önemli nasihatlerde bulundu. Türkçe’nin zenginliğinin asırlar öncesine dayandığına dikkat çeken İnanç, “Beden, boş bir kapsül, sonunda bırakıp gidiyor. Asıl yolcu; kimlik ve kişilik olan ruh ise ebedi hayatına devam ediyor. İnsanoğlu geldiği dünyada aldanıyor, burayı çok ciddiye alıyor. Yunus Emre’nin aldangaç dediği dünyada, insanoğlu kolayca aldanıyor. Seçtiğimiz şairler, üstatlarımız bize yaşadığımız dünyanın nasıl bir yer olduğunu buraya gelme sebebinin ne olduğunu, buradan nereye, nasıl gidileceğini uzun uzun anlatıyorlar. Gayet güzel anlattıkları için de yüzlerce yıl sonra bile lezzetle okunuyor. 5 asır önce yazılmış bir beyti bugün okumak kolay değil. Okuyunca neşeniz yerine geliyorsa dikkate değer bir derinlik, zenginlik ve güzellik var demektir” diye konuştu. 

İNANÇ: “EN BÜYÜK ÖKSÜZLÜK, KÖKSÜZLÜKTÜR”

Kökü derinlerde olmadan kalıcı büyük eser yapmanın mümkün olmadığını ifade eden Hayati İnanç, “Yahya Kemal üstadın dediği gibi en büyük öksüzlük, köksüzlüktür. Halbuki, köksüzlükten söz etmeye hiç uygun olmayan bir coğrafyadayız. Çok sağlam köklerimiz var. Bu köklerin farkında olmakta bir problemimiz var. Kendisinden en çok etkilendiğim şairlerin başında gelen Şeyh Galip, 42 yaşında ömrünü tamamladı, 24 yaşında divanını bitirdi. Bunu yazmaya ne zaman başladı? Nasıl bir düşünceyle yazdı?” ifadelerini kullandı. Türkçe’ye sonradan giren kelimelerin yanlış kullanımını bir örnekle anlatan Hayati İnanç, “Katıldığım bir televizyon programında yeri gelmesine rağmen ‘stres’ kelimesini ısrarla kullanmadım. Bir saniyelik tereddütten sonra ‘hicran’ kelimesini seçerek cümleyi kurdum. Sunucu arkadaşın dikkatini çekti ve ‘Eski kelimeleri özellikle mi kullanıyorsunuz?’ diye sordu. Stres kelimesinin Türkçe’ye girmesi henüz 40 yıl oldu. Kullanılmasın demiyorum. Bu kelime geldi diye, daha önce bu manada bir kelimemiz yoktu diye düşünmeyelim. Stres dediğimizde hangi duyguyu anlatmak istiyoruz? Gam, kasvet, keder, ıstırap, hüzün, kahır, yeis, efkar, tasa, dert, mihnet, elem, üzüntü, sıkıntı, kaygı, bu kadar zengin bir kelime kadrosu elimizdeyken, Anadolu’nun taşrasında bile kaval çalan çobanın anlayacağı kelimeler varken, bütün bu kelimelerin işaret ettiği manaların tamamını sadece ‘stres’ kelimesiyle ifade etmek niye? 1 kelimenin karşısına 22 farklı kelimeyle çıkıyor. Çünkü, dilimizin bin yıllık bir geçmişi var. Kelimelerimiz bizi medeniyetimize, tarihe, kelimelerimiz bizi Kur’an-ı Kerim’e bağlar” dedi. Osmangazi Belediye Başkan Yardımcısı Cem Kürşad Hasanoğlu, programın sonunda Yazar Hayati İnanç’a teşekkür ederken, “Gençlerle Baş Başa programlarımızın ikincisinde çok kıymetli Hayati İnanç hocamızı ağırlamamanın mutluluğunu yaşıyoruz. Bizlere divan edebiyatının yanı sıra hayata dair önemli nasihatlerde bulundu. Nezaketi, letafeti ve zarafeti en güzel şekilde birkaç beyte sığdırmak ancak divan şiirinde mümkün. Türkçe’nin en güzel ve doğru kullanımını da divan edebiyatında görüyoruz. İşte tüm bu konuları bu işin erbabı Hayati İnanç hocamızdan dinleyip istifade ettik” diye konuştu.

 

 

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here